Seks ağlarının Facebook’ta ki son numarası !

 

Facebook üzerinden insanları dolandırmaya çalışan uluslararası seks şebekelerinin Facebook üzerinde başlattığı yeni bir uygulama bir çok kişinin bilgilerinin
güvenliğini tehlikeye soktu.

Sistem basitçe şu şekilde işliyor.

Örneğin oluşturulmak istenen sahte profil ‘Ahmet Adam’ üzerine düzenlenecek olsun.

Şebekenin geliştirdiği özel program bu isme sahip kişilerin bilgilerini topluyor. Örneğin Ahmet Adam isimli Trabzon’da yaşayan bir kişinin profil fotoğrafını, aynı
isimde Ankarada’da yaşayan bir başka kişinin üniversite bilgisini ve başka bir diğer kullanıcının yaşadığı şehri bilgi havuzunda topluyor.

Daha sonra bu havuzdan farklı ‘Ahmet Adam’ isimli kişilerin bilgilerinden karışık ve sahte bir profil oluşturuyor.

Bu profile şebekenin açtığı ve erotik resimler olan sahte kadın hesaplarını arkadaş olarak ekliyor.Bu şekilde cinsel içerikli hesapların arkadaş sayısını yükselterek
hem ilgi varmış gibi gösteriyor hem de bir anlamda daha fazla insanı çekiyor. Seks ağını bu kişilerin bilgilerini kullanarak kuruyor.

Seks ağların geliştirdiği bu yöntemi en çok şu sebeple tercih ediyor.

Bir kişinin profil resmini ve diğer bilgilerini direk kopyaladıkları takdirde Facebook güvenliğine daha kolay yakalanabiliyor ve hesaplar engellenebiliyordu. Bu
şekilde bir tür güvenlik atlaması sağlıyorlar. Aynı isimde ki kişilerden oluşturulan hesaplar ise birbirine yakın bilgileri toplayacağı için sahte olduğu kullanıcılar
tarafından da ilk etapta anlaşılmıyor.

Fakat sonuçta sizin bilgileriniz hatta bazen fotoğrafınız ile açılmış bir hesap oluşabiliyor. Bu hesapta pornografik sayılabilecek hesaplar da ekli durumda oluyor.

Bu sebeple en kısa sürede aşağıda ki işlemi yapmanız sizin açınızdan önemli.

İsminizi aratın ve Kişiler kısmını seçerek ‘Daha fazla sonuç gör’ butonu ile 5-10 sayfa ilerleyin.

Fotoğrafınızı kullanan bir hesap gördüğünüz takdirde Şikayet Et/Engelle bölümünden kişinin sizin bilgilerinizi kullandığını belirterek şikayet edin. Ardından bu durumu
profilinizde paylaşarak arkadaşlarınızdan hesabı şikayet etmesini isteyin. Hesap bir süre sonra kapanacaktır.

Çevrimiçi Savunuculukta 7 Altın Kural !

Her gün internette sayısız kullanıcı farklı konularda haklarını arıyor , fikirlerini dile getiriyor.

Her ne kadar adı tam olarak konulmasa da bahsettiğimiz şey bir tür ‘çevrimiçi savunuculuk’. Muhtemelen gelecekte bol bol duyacağımız ve belki de üzerine yasalar ve yasaklar çıkacak bir kavram bahsi geçen.

Öyle ki Amerika seçimleri üzerine çalışan epolitics.com isimli internet sitesi çıkarttığı kitapçıklarda bu konuya değindi. Gerek bu analizler gerek Türk toplumunun e-psikolojisi alınarak yaptığımız çalışmada Çevrimiçi Savunuculukta sizi sonuca götürecek 7 altın kuralı hazırladık.

İşte o adımlar..

1- Sistem ile olan entegrenizi güçlü bir şekilde yapın.

Bir çok sosyal ağ farklı çalışma şekillerine sahiptir. Bu sosyal ağlar ve mevcutsa kişisel sitelerinizin etkileşimini sağlayın. Düşüncenizi dile getirdiğiniz anda tüm ağlarınıza fikriniz ulaşabilsin. Kullandığınız sosyal ağların fonksiyonlarını ve çalışma mekanizmalarını olabildiğince öğrenin.

2- İki düşün bir söyle !

Bu kural ilk görünüşte kulağa itici gelebilir. ‘Sonuçta gönlünmüzce konuşmak için buradayız, yine mi az konuşacağız !’ diyebilirsiniz. Ama internette ve özellikle sosyal medyada görülen en önemli vakalardan biri insanların bir paylaşım veya ifadeden dolayı kısa süre içerisinde pişman olması. Dolayısı ile hedeflemenizi doğru yaparak sesinizi yükseltmeniz en çok sizin için faydalı olacaktır.

3- Israr zekanın yanında her zaman ikinci sıradadır.

İnternette ısrara ne kadar maruz kaldığımız malum. Değişik firmaların katalogları , politikacıların basın bültenleri vs. Lütfen okuyun denilenlerin hepsini okusa idik herhalde ömrümüz okuyarak geçerdi. İnternet iletişiminde ısrar, zekanın yanında her zaman itici kalmıştır. Düşüncenizin etkisinin bir tepki doğurması için onu tekrarlamayın , geliştirin. Anlaşılır , daha pratik okunabilir hale getirin.

4- Düşüncenizi ilgi çekici ve gerekirse eğlenceli hale getirin.

Aslına bakarsanız televizyonlarda yayınlanan haber bültenleri haber sitelerinden çok da farklı birşey söylemiyordu. Fakat haber sitelerinde yapılan yorumların özgürlüğünü biz hiç bir zaman televizyon duyamadık. Eğlenceli ama bakış açısına göre doğru olan o mesajları. İnternetin bu özelliğini mutlaka kullanın. Televizyon veya kamunun resmi diline takılıp kalmak zorunda değilsiniz. Düşüncelerinizi ilgi çekici hatta mizahi bir dille söyleyin. Emin olun size faydası büyük olacaktır.

5- Dinamik güvenliğinizi yüksek tutun .

Çevrimiçi savunuculuk sürecinde oluşturduğunuz e-itibar sizi dinlenir kılacaktır. E-itibarın kaybolmaması için dikkat etmeniz gereken ana noktalardan biri güvenliktir.Güvenlik kelimesinden toplum olarak anladığımız tek şey ne yazık ki ‘hacklenmek’ . Oysa ki sizin hesabınızın hacklenerek kapatılması karşı taraf için çok da önemli olmayabilir. Çünkü hesabınız kapalı iken aktifliği gidecek ve kişinin reklamlarını yayınlaması önemsizleşecektir. Oysa eğer siz aktif olursanız ve o sizinle hesabı ortak kullanırsa reklamlarını yayınlayacak ve sizin aktifliğinizden pay kazanacaktır. İşin en trajik tarafı ise bunun için sizin şifrenizi öğrenmesine gerek yok. Sosyal ağlarda yüklediğiniz herhangi bir uygulama esnasında verdiğiniz izinler ile bunları yapabilir. Dolayısı ile güvenlik sadece şifreyi uzun yapmaktan değil bilinçli bir sosyal medya kullanımından geçer.

6- İçerik, anahtardır !

Orjinal içerik internetin oksijenidir. Eğer siz oksijen üretiyorsanız ihtiyaç duyulan ve sözüne kulak verilenlerden olacağınıza emin olabilirsiniz. Düşüncelerinizi elinizden geldiğince metin tabanlı, görsel, video tabanlı içerikler üreterek dile getirin.

7- Küçük dağları yaratan olmayın.

İnternette bir çok değişik görüşten insan düşüncelerini dile getirmektedir. Eğer gerek kendinizin gerek düşüncelerinizin dinlenebilir olmasını istiyorsanız , farklı görüşte ki insanlara karşı saygılı ve anlayışlı davranın. Sert bir dille ve küçümseyerek konuşmanız sizi kahve sohbetlerinden çok da ileri götürmeyecektir.

Buğra AYAN

twitter.com/bugraayan

fb.com/bugraayan

Siber Güç Olmanın İlk Adımı: Sosyal Medya

Dünyaca ünlü gazeteci Seymour Hersh’in bir Türk gazetesine Türkiye’nin siber güç olduğunu söylemesinin üstünden yaklaşık bir buçuk yıl geçti. Pulitzer ödüllü gazeteci Hersh ‘Siber Güç’ olarak tanımladığı konunun daha çok güvenlik üzerine olduğunu belirtmiş ve Türkiye’nin genç nüfusuna vurgu yapmıştı.

Geçen süreç içinde sosyal medya güç kazandı. Sosyal medya devrimleri olarak nitelendirilen vakalar yaşandı. Dolayısı ile ‘Siber Güç’ kavramında da bir dönüşüm söz konusu oldu.

Peki, nedir bu siber güç?

Siber güç bir kaç unsurun bir araya gelerek tamamladığı bir kavramdır. Her ne kadar gündelik kullanımıyla bilgisayar korsanlarının saldırıları ve devlet belgelerinin ‘Wikileaks’ tarzı vakalar ile el değiştirmesi gibi anlaşılsa da kavramın derinliği bunun çok daha ötesindedir.

Siber gücün unsurları, internet servis sağlayıcılarının altyapısının geliştirmesi, internet erişiminin halk için daha ulaşılabilir hale gelmesi gibi teknik imkânları kapsar. Bunun yanında en hayati olan, bireyin bilincini internet ağları ile örülü bu yeni dünyaya entegre edebilmesidir.

Bahsi geçen diğer teknik unsurlar zaman içerisinde doğal olarak gelişmektedir. Fakat yeni medya düzenini algılayabilen sosyal bireylerin var olması ancak deney ve gözlemler ile sağlanabilecek bir inşa sürecidir.

Sivil toplum kuruluşlarından, sıradan bireylere kadar birçok kesimin yenidünyanın parametreleri üzerine getireceği eleştiriler ve çözüm önerileri bu inşa sürecinin argümanlarıdır.

Bu süreç öyle kritik bir süreçtir ki; bir internet platformunda ‘pufff…’ yazarak sıkıldığını belirten kullanıcı sayısı bile, yeni geliştirilecek çözümler için deneysel bir veri olarak ele alınabilir. Örneğin Meksika’da sıkıldığını dile getiren insanların verilerini takip eden Kanadalı bir kullanıcı, onların karşılarına bir proje ile çıkabilir. Bu proje sayesinde bahsi geçen kitlenin bakış açılarına yön verebilir.

Ülkemizin genç nüfusu ile internet kullanıcı pastasının en büyük dilimlerinden birine sahip olduğu düşünülürse, neden herhangi bir Kanadalıdan önce bir Türk bu hizmeti üretemesin?

Bahsi geçen örnek çok küçük bir hikaye. Bu örnekler geliştirilebilir. Zaten siber güç olmak bu bakış açılarını geliştirebilmek ve bunlar üzerine düşünebilen sosyal genç nüfusu var edebilmekten geçiyor.

Ancak siber güç ile Gaziantep’in Araban ilçesinde ki, bir lise öğrencisinin herhangi bir alanda oluşturduğu siber projesinin, hızla yol alarak birkaç saniye içerisinde Endonezya’nın Raba şehrinde bir evin salondaki sohbete yön verebilmesinden söz edebiliriz. Tabi bu tarz projeksiyonlar için bahsi geçen öğrenciye bunu başarabileceği bilinci verilmelidir.

Peki, sosyal medya bu planın neresindedir?

Dünyanın farklı iki yerinde yaşayan ve farklı kültür, yaşam şekillerine sahip olan iki kişiyi ele alalım. Platformların getirdiği fonksiyonlar ile bu iki kullanıcı bir süre sonra benzer bilinçaltlarına ve bakış açılarına sahip olabilmektedir. Benzer içeriklerle gülümseyip, üzülebilmekte ve en anlamlısı hayata dair görüşlerini örtüştürebilmektedir. Uzun vadede baktığımızda ise bu küçük hikâyeler büyük bir sürecin parçaları haline gelmektedir. Bu süreç, yüzyıllardır süre gelen kapalı toplum yapısı yerine yenidünyanın açık toplumunun oluşma sürecidir. Sosyal medya; bu planda her ülkeden, her yaştan insan için lokomotif görevi gören bir tasarımdır. Bu sebeple siber güç olmanın ilk adımı sosyal medyaya önem vermekten geçmektedir.

Sosyal medyada Türk kullanıcıların yerini özel kılan bazı parametreler vardır. Bunların başında daha duyguları ile hareket eden bir toplum olmamızın içerik üretimini olumlu etkilemesi gelmektedir.

Özellikle Facebook üzerinde oluşturulan toplulukların üye sıralamalarına baktığımızda global değerlerden sonra Türk kullanıcılar tarafından oluşturulmuş platformlar gelmektedir.

Şöyle bir geçmişe bakacak olursak; bahsi geçen içerik üretim kültürü sosyal medya siteleri popülerleşmeden önce Türk internetine ‘forum’ konseptleri olarak yansımıştı. Belirli bir düzen içinde yayın yapmayan bu forumların, arama motoru sonuçlarını bir tür forum çöplüğüne çevirmesinin ardından sosyal medyanın popülerleşmesi işin rengini değiştirdi. Sosyal medyanın ilk popülerleşme sürecinde benzer bir şekilde forum çöplüğünün yerini ‘topluluk ve platformlar çöplüğü’ aldı.

Bu bize gösteriyor ki yıllardır var olan ve doğru kanalize edilememiş bir siber enerji mevcuttur. Bu enerji şu an sosyal medya üzerinde yoğunlaşmıştır.
Bu bakış açısı yakalandığında siber gelecek üzerine stratejiler geliştirilecektir. Yenidünyanın algılarını keşfeden, tanımlayan, bu algılara yön veren; her alanda e-istihdam ve e-üretim politikaları oluşturarak sosyal toplumların taleplerine çözümler üretebilen bireyleri var edecek iklim oluşacaktır.

Seymour Hersh’in bahsettiği ‘Siber Güç’ olmanın yolu da sanırım buradan geçiyor.


Buğra AYAN
twitter.com/bugraayan
facebook.com/bugraayan