Çevrimiçi Savunuculukta 7 Altın Kural !

Her gün internette sayısız kullanıcı farklı konularda haklarını arıyor , fikirlerini dile getiriyor.

Her ne kadar adı tam olarak konulmasa da bahsettiğimiz şey bir tür ‘çevrimiçi savunuculuk’. Muhtemelen gelecekte bol bol duyacağımız ve belki de üzerine yasalar ve yasaklar çıkacak bir kavram bahsi geçen.

Öyle ki Amerika seçimleri üzerine çalışan epolitics.com isimli internet sitesi çıkarttığı kitapçıklarda bu konuya değindi. Gerek bu analizler gerek Türk toplumunun e-psikolojisi alınarak yaptığımız çalışmada Çevrimiçi Savunuculukta sizi sonuca götürecek 7 altın kuralı hazırladık.

İşte o adımlar..

1- Sistem ile olan entegrenizi güçlü bir şekilde yapın.

Bir çok sosyal ağ farklı çalışma şekillerine sahiptir. Bu sosyal ağlar ve mevcutsa kişisel sitelerinizin etkileşimini sağlayın. Düşüncenizi dile getirdiğiniz anda tüm ağlarınıza fikriniz ulaşabilsin. Kullandığınız sosyal ağların fonksiyonlarını ve çalışma mekanizmalarını olabildiğince öğrenin.

2- İki düşün bir söyle !

Bu kural ilk görünüşte kulağa itici gelebilir. ‘Sonuçta gönlünmüzce konuşmak için buradayız, yine mi az konuşacağız !’ diyebilirsiniz. Ama internette ve özellikle sosyal medyada görülen en önemli vakalardan biri insanların bir paylaşım veya ifadeden dolayı kısa süre içerisinde pişman olması. Dolayısı ile hedeflemenizi doğru yaparak sesinizi yükseltmeniz en çok sizin için faydalı olacaktır.

3- Israr zekanın yanında her zaman ikinci sıradadır.

İnternette ısrara ne kadar maruz kaldığımız malum. Değişik firmaların katalogları , politikacıların basın bültenleri vs. Lütfen okuyun denilenlerin hepsini okusa idik herhalde ömrümüz okuyarak geçerdi. İnternet iletişiminde ısrar, zekanın yanında her zaman itici kalmıştır. Düşüncenizin etkisinin bir tepki doğurması için onu tekrarlamayın , geliştirin. Anlaşılır , daha pratik okunabilir hale getirin.

4- Düşüncenizi ilgi çekici ve gerekirse eğlenceli hale getirin.

Aslına bakarsanız televizyonlarda yayınlanan haber bültenleri haber sitelerinden çok da farklı birşey söylemiyordu. Fakat haber sitelerinde yapılan yorumların özgürlüğünü biz hiç bir zaman televizyon duyamadık. Eğlenceli ama bakış açısına göre doğru olan o mesajları. İnternetin bu özelliğini mutlaka kullanın. Televizyon veya kamunun resmi diline takılıp kalmak zorunda değilsiniz. Düşüncelerinizi ilgi çekici hatta mizahi bir dille söyleyin. Emin olun size faydası büyük olacaktır.

5- Dinamik güvenliğinizi yüksek tutun .

Çevrimiçi savunuculuk sürecinde oluşturduğunuz e-itibar sizi dinlenir kılacaktır. E-itibarın kaybolmaması için dikkat etmeniz gereken ana noktalardan biri güvenliktir.Güvenlik kelimesinden toplum olarak anladığımız tek şey ne yazık ki ‘hacklenmek’ . Oysa ki sizin hesabınızın hacklenerek kapatılması karşı taraf için çok da önemli olmayabilir. Çünkü hesabınız kapalı iken aktifliği gidecek ve kişinin reklamlarını yayınlaması önemsizleşecektir. Oysa eğer siz aktif olursanız ve o sizinle hesabı ortak kullanırsa reklamlarını yayınlayacak ve sizin aktifliğinizden pay kazanacaktır. İşin en trajik tarafı ise bunun için sizin şifrenizi öğrenmesine gerek yok. Sosyal ağlarda yüklediğiniz herhangi bir uygulama esnasında verdiğiniz izinler ile bunları yapabilir. Dolayısı ile güvenlik sadece şifreyi uzun yapmaktan değil bilinçli bir sosyal medya kullanımından geçer.

6- İçerik, anahtardır !

Orjinal içerik internetin oksijenidir. Eğer siz oksijen üretiyorsanız ihtiyaç duyulan ve sözüne kulak verilenlerden olacağınıza emin olabilirsiniz. Düşüncelerinizi elinizden geldiğince metin tabanlı, görsel, video tabanlı içerikler üreterek dile getirin.

7- Küçük dağları yaratan olmayın.

İnternette bir çok değişik görüşten insan düşüncelerini dile getirmektedir. Eğer gerek kendinizin gerek düşüncelerinizin dinlenebilir olmasını istiyorsanız , farklı görüşte ki insanlara karşı saygılı ve anlayışlı davranın. Sert bir dille ve küçümseyerek konuşmanız sizi kahve sohbetlerinden çok da ileri götürmeyecektir.

Buğra AYAN

twitter.com/bugraayan

fb.com/bugraayan

SIS çipset pazarından çekildi

SIS yaptığı açıklama ile çipset üretim pazarından çekildiğini belirtti. Şirketin pazardan çekilme sebebi olarak ise oluşan rekabete ayak uydurulamaması ve yenik düşülmesi gösterildi.

SIS uzun yıllar boyunca yüksek performanslı çipset üretimleri meydana getirmiş bir üreticiydi. Ancak bu sadece 2000’li yıllara kadar sürdü ve 2000’li yıllarında ardından çipset pazarına giriş yapan Intel, ATI, AMD ve NVIDIA gibi üreticiler zamanla SIS’in geri planda kalmasına yol açtı. Özellikle Intel tarafından üretim altına alınan Intel Core 2 Duo işlemciler SIS çipsetlerinin sonu oldu denilebilir.

Ortaya çıkan bu sonuçlar ve rekabet ortamı SIS’in zamanla piyasadan sürülmesini ve sektörde tutunamamasına yol açtı. Bunun  arkasından ise geçtiğimiz günlerde SIS tarafından yapılan açıklama son siparişlerin tamamlandığı ve artık çipset üretiminin durdurulduğu şeklindeydi.

Yılların bilinen çipset üreticisi SIS artık pazarda yer almıyor ve bundan sonra piyasa üzerinde SIS markalı yeni bir çipset bulmak oldukça zor olacağa benziyor.